Kasi'nin Ağıdı

Kasi'nin Ağıdı

Kasi’nin Ağıdı

 

Rize'nin Çamlıhemşin bölgesinde Hemşinlilerle Lazlar arasında geçmişten bu yana süren husûmetler ve bu husûmetlerin ardı sıra gelen olaylar pek çoktur. Osmanlı Devleti’nin yıkılış sürecinde yöredeki otorite boşluğu köylere yansımış, yaşanan olaylar devlet tarafından izlenmeyince ardı arkası kesilmeyen silsileler halinde devam etmiştir.

Köyün geçmişinde iz bırakmış önemli olaylardan bir tanesi de yayla husûmetinden dolayı Hemşinliler ile Ğvandi / Çayırdüzü Köylüleri arasında yaşanmış olan olaydır. Günümüzde birçok yaşlı ve genç bu olayın sadece “yayla dava”larından olduğunu hatırlamaktadır. Araştırmamız esnasında bu konuda, üzerinde birçok kişiyle görüşülmüş ve olabildiğince fazla bilgiye ulaşılmaya çalışılmıştır.

Hadise yaşanırken orada bulunanların torunlarının aktardığına göre bu olay Osmanlı Devleti’nin son yıllarına tekabül eden 1910’lu yıllarda yaşanmıştır. Sevgi KAPTAN (Sevgi Kaptan, Çamlıhemşin / Çayırdüzü Köyü Halk Kültürü, Karadeniz Teknik Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bölümü, (Yayımlanmamış Seminer Çalışması), Trabzon, 1998) ise bu olayın 1800lü yıllarda yaşandığını ileri sürmektedir. Bu iki bilgiyi kıyaslayacak olursak bu hadisenin 1800’lü yılların son çeyreğinde yaşanmış olabileceğini düşünmekteyiz. Bu olay, Ğvandi / Çayırdüzü köylüsünün yaylasına ait olan Kaçkar Dağları’na bağlı Uzunçayirluği mevkisinde yaşanmıştır. Bu yöre Hemşinliler ve Ğvandililer/Çayırdüzülüler için önemli bölgedir. Çünkü bu bölgede nice olaylar yaşanmış, hudut meselesi yüzünden birçok sürtüşmeler meydana gelmiştir. Hudutu aşıp Hemşin yaylasına geçen insanların önü kesilerek geçmesine izin verilmemiş, hudutu aşan hayvanlar bile öldürülmüştür (O dönemde hayvanların öldürülmesi köylüler için ağır bir darbe niteliğindeydi. Çünkü devletin çok zayıf düştüğü bu yıllarda halkın geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktı.). Ancak bu durum tek taraflı değil, karşılıklı yaşanan olaylardı ve aynı muameleyi Hemşinliler de görmekteydi.

Olayın yaşandığı zamanlarda Ğvandi/Çayırdüzü köylüleri yayladadırlar. Köyün insanları Hemşin yaylalarıyla sınır teşkil eden bölgeye gelmişlerdir. Rivayete göre bölgede hayvanlarını otlatan Ğvandi kadınlarını gören Hemşinliler bu kadınlara çok kötü bir şekilde saldırarak hakaret ederler ve Mturilobcari bölgesinden öteye geçmemelerini, bu mevkiye gelmemelerini söylerler.

Çakır ailesine mensup Kasım (Kasi olarak da anılır.) adlı genç de dört sene askerliğini yapıp köyüne dönmüş ve yayla mevsiminde herkes gibi o da yaylaya çıkmıştır. Rivayete göre Hemşinlilerden ağır darbe gören kadınların arasında Kasım’ın nişanlısı da bulunmaktadır. Bu olaydan sonra Vanaği’ye (Vanak. Cileni Ngola / Yukarıki Yayla’da köylülerin evlerinin toplu halde bulunduğu bölge, yaylanın merkezi.) dönen bazı kadınlar olayı etrafa yaydıkça dönemin muhtarının(Tahiri Badi olarak bilinir.) kulağına gider. Muhtar, Kasım ile akrabadır. Dolayısıyla bu olayı artık Kasım' da duymuştur. Nişanlısının da bu olaydan zarar gördüğünü duyan Kasım tüfeğini alarak Uzunçayirluği mevkisine gider. Bölgeye giden Kasım, halen orada bulunmakta olan köylülerine geri dönmelerini söyler. Kasım ile Hemşinliler arasında laf dalaşı olmaya başlar ve Kasım, nişanlısının yanında ağır hakarete uğrar. Bu laf dalaşlarının ardından mermiler atılmaya başlanır. Hemşinliler Kasım’dan başka erkek olmamasına güvenerek etrafa mermi atıp Kasım’ı ve kadınları korkutmaya başlarlar. Hemşinli delikanlıların karşısında Kasım tek başına kalmıştır. Ağıtta anlatıldığına göre ise Hemşinliler altı kişidir. Askerliğini yeni yapmış olan Kasım, Hemşinlilerin bu gözdağına karşılık orada güzel bir nişan alarak bir Hemşinliyi öldürür. Ardından, vurulan kişiyi merak edip yanına giden diğer Hemşinliyi (Rivayete göre bu kişi Sıçanoğlu’lardan Bayram Ali’dir.) de vurur.

Bu olayda iki Hemşinliyi vuran Kasım Çakır, devletin otorite boşluğundan faydalanıp eşkıya olarak dolaşmak yerine devlete teslim olmuştur. Bunun üzerine Kasım, Pazar/Atina İlçesi’nde(Osmanlı Dönemi’nde Pazar İlçesi’nin adı değiştirilmemişti ve Atina adı kullanılmaktaydı. Ayrıca o dönemde Ğvandi/Çayırdüzü Köyü Atina’ya bağlıydı.) cezaevine girer. Sevgi KAPTAN’a göre bu olay daha farklı meydana gelmiştir. Uzunçayirluği bölgesinde çatışma olmasının sebebi köylü halk değildir. Kasım, kendini savunmak için Hemşinlileri öldürmüş ve dağlarda kaçak olarak yaşamıştır. Daha sonra Kasım’ı arayan jandarma, köylüye işkence yapmış ve bu duruma dayanamayan Kasım teslim olmuştur.

Aradan zaman geçmekte ve Kasım hapiste cezasını çekmeye devam etmekteydi. Kasım’ın çok sevdiği ve 12 seneden beri nişanlı olduğu sevdalısı da Kasım’ın hapisten çıkmasını beklemekteydi. Ancak Kasım’ın öldürmüş olduğu Hemşinli gençlerin aileleri intikam almak istiyorlardı. Hemşinliler, Kasım’ın yatmış olduğu cezaevindeki gardiyana rüşvet vererek kendi taraflarına çekmişlerdi. Gardiyan, Kasım’ın yanına gelerek kendisinin Kasım’ın tarafını tuttuğunu, Hemşinlilerin yanında olmayacağını, Kasım’ı sevdiğini söyleyerek Hemşinlilerin Kasım’ı öldürmelerini istemediği için Kasım’ın hapisten kaçmasına yardımcı olacağını dile getirmişti. Kasım da gardiyana güvenerek onun yardımıyla hapisten kaçmaya karar vermişti. Kasım, gardiyanın yardımıyla hapisten kaçtığı anda, bu gardiyan diğer gardiyanlara Kasım’ın vurulması emrini vermişti. Dolayısıyla gardiyan, Kasım’ı bilerek kaçmaya teşvik etmiş ve kaçınca da onu vurdurtmuştu.

Bu olayın üzerine Kasım’ın Pazarlı koğuş arkadaşı, Kasım Çakır’a bir ağıt yakmıştır. Bu ağıt bugün köylüler tarafından hatırlanmamakta, ancak bir iki dizesi bilinir durumdadır. Ancak köyümüzde geçmişte yapılmış seminer çalışmasında bu ağıdın bir kısmını elde etmiş bulunuyoruz.

Ağıtın tamamı elimizde yoktur. Tahminen bu ağıt, üç kuşağa dilden dile ezbere ulaşmıştır (Sevgi Kaptan, Çamlıhemşin / Çayırdüzü Köyü Halk Kültürü, Karadeniz Teknik Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bölümü, (Yayımlanmamış Seminer Çalışması), Trabzon, 1998).

 

Kasım’a Ağıt

 

Uzunçayırlık'tır Kaçkar'a bakar

Dağda yalnız kalmak insanı yakar

Belinde silahım teke tek atar

Bu meydanı sizin için savundum

 

Sabah erken yürüttüm inekleri

Ancak taşlar şahit, alın haberi

Benim için sevin canım dağlari

Karı hiç erimez Kaçkar Dağı'nın

 

Soğuk soğuk akar puğarın suyu (puğari:pınar)

Kasım genç yaştadır uzundur boyu

Göstermeden kurtulmadım namluyu

Teke tek olsaydık cana kıymazdım

 

Altı kişi geldi eli tüfekli

Bayırlar kumarlar hepsi çiçekli

Kasım olur mu hiç yufka yürekli

İki cana kıydım bu yerler için

 

Karşımda beş tüfek bir de tabanca

Taktı Hemşinliler bana bir kanca

Biri gerilerden sinsi hunharca

Beni deli etti altı Hemşinli

 

Uzunu bağırır kurşun sesine

Birinci kurşunum değdi fesine

Küfür ettirir mi Lazlar soyune

Burası dağbaşı ben bir başıma

 

Rüzgâr serin eser kartal dolanır

Gözünü açmazsan insan avlanır

Altı silahlıya can mı dayanır

Beni mecbur etti altı Hemşinli

 

Silahımı çektim nişanı aldım

İlk kurşunda birini yere serdim

Diğerine üstüme gelme dedim

Yedi kurşunumu göğüs üstüne

 

İkisi yerdedir dördü kaçıyor

Biri daha canlı debeleniyor

Kara kara bulut gökte kaynıyor

Güneşli bir günde yağmur yağar mı?

 

İnekleri bıraktım köye yürüdüm

Başıma geleni hemen duyurdum

Koşa koşa geldim artık yoruldum

Kalmadı dizimde gençlik dermanı

 

Çelepurler sardı dağı taşları

Uzaktan izlerim gençtir yaşları

Sıkamazsın kurşun tatlı canları

Gittim teslim oldum bir akşamüstü

 

Başçavuş mert çıktı takmaz kelepçe

İyi davrandılar bakarlar mertçe

Elimde silahım yüreğim serçe

Darda kaldım dedim kıydım canlara

 

Dertli dertli öter baharda kuşlar

Benim şanssızlığım hapiste başlar

Yalnız kaldım burda kötü bakışlar

Kurtuluşu gördüm kaçmak buradan

 

Gardiyan yanaştı sahte yüreği

Ne kadar özledim ana böreği

Gönül yeğ eyledi dağda gezmeği

Gece karanlıkta firar eyledim

 

Pusuda bekliyor Bekçi İsmail

Kurşunu kaçırmaz olsan da mail

Atina Kazası değil Arzail

Düşürdüler pusulara gecede

 

Yerde yatar Kasım canı çıkmadı

Bu yalan dünyadan asla doymadı

Son nefesinde de hiç yalvarmadı

Yiğitçe ayrıldım ben bu dünyadan

 

Benden selam olsun Yedipuğar’a

Yetişir imdada düşersen dara

Köylü yardım etmez zaten fukara[1]

Feda ettim canı ben o yerlere

 

Mezarımı yapın köy tepesine

Hasretimi bilin tulum sesine

Hakkım helal olsun benden hepsine

Kıymetimi bilsin orda gezenler

 

Son sözümdür herkes beni dinlesun

Mturilobcari'de tulum çinlasun

Köyün en yaşlısı oyini vursun

Her on altısında Temmuz Ayının[2]

 

                                                                                                                                            

 

 

[1] Zannediyoruz ki burada Kasım’ın hapisteyken kendi köylüsünden maddi ve manevi destek görmemesine sitem edilir. Kendi köylüsünü ve köyünün yaylasını savunduğu için cezaevine giren Kasım’ı nadiren de olsa yalnız o dönemdeki kolları ziyaretine gitmiştir. Bunun sebebini ise dönemin getirmiş olduğu maddi sıkıntılar ve dönemin eşkıyalarının halkı kutuplaştırması olarak görebiliriz. Dolayısıyla Kasım, aynı köyden olsa da düşman olan eşkıyanın taraftarı olan köylülerinden yardım görememiştir.

[2] Geçmişte her yıl yaylada vaktivor eğlenceleri düzenlenmekteydi. Bu da genellikle 15-16 Temmuz tarihlerinde yapılırdı. Zannediyoruz ki Kasım’ın Pazarlı arkadaşı, yaylası için hapse girip öldürülen Kasım’ın yaylasında, vaktivor eğlencelerinin eksik olmamasını, gene Kasım’ın ağzından dile getirmektedir.

 

Derleyen : Öznur Demirkıran

 

Paylaşınız:

Öznur Demirkıran

Öznur Demirkıran

 

1 Temmuz 1991 tarihinde Bursa’da doğdu. Lisans eğitimini 2014 yılında Uludağ Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde tamamladı. 2015 yılında Uludağ Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı’nda yüksek lisans yapmaya başladı. Çocukluk yıllarından bu yana memleketine ve yöre kültürüne olan ilgisinden dolayı yüksek lisans tezini annesinin köyü olan Çamlıhemşin’in Ğvandi / Çayırdüzü Köyü’nde hazırlamaya başladı ve halen tez çalışmalarına devam etmektedir.

Diğer Yazıları

YORUM YAZIN