Kalem Tutan Bir Kuvvacı, Silahşör Bir Entelektüel: Mehmed Fuad Carım'ın (1892-1972) Kısa Hayat Hikâyesi

Kalem Tutan Bir Kuvvacı, Silahşör Bir Entelektüel: Mehmed Fuad Carım'ın (1892-1972) Kısa Hayat Hikâyesi

Kalem Tutan Bir Kuvvacı, Silahşör Bir Entelektüel:
Mehmed Fuad Carım’ın (1892-1972) Kısa Hayat Hikâyesi

                                  

I. Bölüm

            Mehmed Fuad Carım[1]/Carim, Jön Türk hareketinin gizli çalışmalarına desteklerinden dolayı birkaç kez sürgüne gönderilen İstanbul Vilâyeti Defterdarı ve İstinaf Mahkemesi Savcısı Hacı Çarım Râşid Efendi ve Hohoş Zeynep Hanım’ın ilk göz ağrıları[2] olarak 1 Ocak 1892 (Rûmî 20 Kânun-ı evvel 1307/ Hicrî 30 Cemazeyilevvel  1309) tarihinde Suriye’nin Halep şehrinde doğdu.

            1899 yılında Trablusgarp Özel İrfan Mektebi’ne yazdırılan Fuad Bey, buradaki eğitimine ailevî nedenlerden dolayı ara vermek zorunda kaldı ve daha sonra Halep Frerler Fransız Mektebi’ne kaydı aldırılarak nihayet 1906’da ilk eğitimini tamamladı. Mezuniyetinden kısa bir süre sonra Trablusgarp, Selanik, Şam ve Mercan İdadileri’nde ortaöğrenimini tamamlayan Fuad Bey, yükseköğrenimi için 1910’da 717 okul numarası ile girdiği Mülkiye Mektebi’nden, Temmuz 1913’de tüm aksaklıklara rağmen ‘pekiyi’ dereceyle mezun oldu. Bu sıkıntılı ve yorucu eğitim sürecinin sonunda kısa süreli de olsa rahatlamak isteyen Fuad Bey, Cenevre Üniversitesi’ne kayıt yaptırdı fakat daha ilk dönemde bırakmak zorunda kaldı.[3]

            Balkan Harbi’nden hemen sonra takvimler Eylül 1913’ü gösterdiğinde Fuad Bey, İzmir/Bornova Nahiyesi Müdürlüğü’ne tayin edilerek ilk defa devlet hizmetine girdi. Burada birkaç yıl çalıştıktan sonra Nisan 1916’da Karesi (Balıkesir) Sancağı Hukuk İşleri Müdürlüğü’ne, Ocak 1917’de Gönen ve aynı yılın Aralık ayında Gönen ilçe merkezi olan Adapazarı Kaymakamlıklarına atandı. [4]

            Adapazarı Kaymakamlığı’nı yürüttüğü yıllarda Hasan Tahsin ve Hamdi Osman’la birlikte Teşkilât-ı Mahsusa’da görev aldı. Adapazarı-İzmit Bölgeleri’nde Rum ve Ermeni çetelerine karşı Kuvâ-yı Milliye Teşkilâtı birliklerinin kurulmasına önayak olduğu gibi bölgedeki Kafkas göçmenlerinin karşı hareketlerini önlemeye ve onları teşkilât içinde birleştirmeye çalıştı.           

            Mondros Mütareke’sinin imzalanmasının hemen ardından hükümetçe kaymakamlık görevinden azledildi. Balıkesir Kongresi Kararı gereğince Nisan 1919’dan itibaren fiilen Millî Mücadele’ye katıldı ve Ali Fuad (Cebesoy) Paşa’nın aracılığı üzerine Mustafa Kemal Paşa ile birtakım temaslarda bulundu. Bu temaslarında Çerkez olduğu için, Marmara yöresinde mukim Çerkez göçmenlerin yoğun olarak katıldığı karşı ihtilâl hareketlerinin, özellikle Düzce'deki ikinci ayaklanmanın kan dökülmeden bastırılmasına katkıda bulundu ve Çerkez Ethem/Edhem kuvvetleriyle T.B.M.M. arasında bağlantı kurulmasında önemli rol oynadı.[5]

 

II. Bölüm

             TBMM’nin I. Dönemi için yapılan seçimlerde daha 28 yaşında genç bir delikanlı olan Fuad Bey, İzmit Mebusu olarak Meclis’e girdi. Meclis çalışmalarına katılmak üzere Ankara’ya gelirken 26 Nisan 1920’de Kıbrıs Lefke’de karşılaştığı Umum Kuvâ-yı Milliye Kumandanı Mirliva Ali Fuad Paşa(Cebesoy)’nın refakatinde Hendek ve Adapazarı yöresindeki çatışma/ayaklanmaların bastırılmasında görev aldı.[6] Millî Mücadele’nin başlamasından itibaren yurdun birçok bölgesinde vuku bulan dâhilî isyanlarda ve I. ve II. İnönü Savaşları’nda bilfiil cephede hizmet ettiği göz önünde bulundurularak mebusluğu sırasında “cebhelerde hidemât-ı vataniye [vatanî hizmet] de bulunduğu” kaydıyla meclis görüşmelerine devamdan 11 Ağustos 1920’den itibaren süresiz muaf tutuldu.[7]

            1921’de hükümet tarafından Ali Fuad Paşa ile birlikte Moskova’ya gönderilen Mehmed Fuad Bey, Moskova Antlaşması’ndan sonra tekrar Ankara’ya döndü ve 24 Temmuz 1922’de mebusluktan istifa ederek Moskova ve Kazan Bölgesi Başkonsolosluğu’na atandı[8]

            Bu görevde iken ünlü Rus tiyatro sanatçısı Stanislovski’nin MHAT [Rusça: Moskovski Hudojestvenni Akademiçeski Tentr (Moskova Sanat Tiyatrosu)]’da sahne alan kadın sanatçılardan Suhaçeva Yelena Georgiyevna ile gizlice evlendi. Bu evliliğinden bir oğlu oldu. (Oğlu ölene dek Amerikan uyruğunda ve emrinde kalarak Kore'de yüksek mühendis olarak çalıştı).  8 Ağustos 1922’de Moskova ve Kazan Başşehbenderliği’ne atandı ve bu görevi sırasında önceki gidişinde tanışıp hayatını birleştirdiği Bayan Georgiyevna ile olan birlikteliğinin duyulması üzerine 9 Aralık 1924’de bulunduğu görevden hükümetçe azledildi. [9]

III. Bölüm ve Son Bölüm

            Fuad Bey, uzun bir süre açıkta kaldıktan sonra Nisan 1924- 1 Mayıs 1931tarihleri arasında Mustafa Kemal Paşa’nın ısrarları üzerine Muhtelit Mübadele Komisyonu’nun Ankara-Samsun ve Gümülcine Tali Komisyonları’nda Türk delegesi olarak görevlendirildi.[10] Ancak komisyonun 19 Ekim 1934’te lağvı üzerine tekrar açıkta kaldı. Bu boşluğu fırsata dönüştürdü ve yıllardır çıkarrmayı planladığı “Hür Adam” Gazetesi’ni[11] çıkarmaya başladı. Bir yandan gazetenin başyazarlığını yapan Fuad Bey bir yanda da çeşitli telif ve çeviri eserlere imza attı.[12]

            Eşinin vefatı üzerine hariciyedeki hizmetlerine geri döndü ve 13 Kasım 1935’de Hariciye Vekâleti Umumî Kâtiplik refakatiyle alınan karar doğrultusunda sırasıyla; 22 Haziran 1936’da Barselona, 4 Mayıs 1938’de Kopenhag ve 12 Temmuz 1939’da Milano Başkonsolosluklarına atandı[13]

            9 Mayıs 1940’da tekrar merkeze çekilerek Kavanin (Kanunlar) ve Nizamat (Nizamlar) Dairesi Genel Müdürlüğü’ne getirildi. Üç yıl gibi uzun bir süre alışık olmadığı bu görevi ifa etmek zorunda kalan Fuad Bey, uzun ısrarları sonucu 26 Mayıs 1943’te Maslahatgüzar olarak Marsilya Başkonsolosluğu’na getirildi. [14]

            Birkaç ay süren Avrupa tecrübesinden sonra kısa bir süreliğine merkeze çekildi[15] ve 4 Ağustos 1945’de Cidde Elçiliği’ne tayin edildi.[16]

            19 Aralık 1945’de Dışişleri Bakanlığı Umumî Kâtipliği Birinci Derece Muavinliğince alınan karar gereğince kadrosunda kalmak üzere 18 Nisan 1946’da I. Sınıf Orta Elçiliğe atanan Fuad Bey[17], bu kez görevinde gerileyerek 29 Ocak 1946’da Bakanlık Umumî Kâtipliği II. Derece Muavinliği’ne atandı. [18]

            Görüldüğü üzere Fuad Bey’in memuriyet hayatı oldukça karmaşık ve yoğun geçti. Hemen hemen her yıl devlet kademesindeki makam ve mevkisi değişen Fuad Bey, bu kez 25 Ağustos 1947’de Dışişleri Müsteşarı’na tayin edildi. Buradaki müsteşarlık görevinden 1948’de Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreterliği’ne[19] atandı. Sekreterliği esnasında İsveç, [20] Finlandiya,[21] Norveç[22] ve Danimarka[23] ile yapılan ticaret anlaşmalarında heyet başkanlıkları yaptı. Çiçeği burnunda sekreter Fuad Bey’in, hiç hız kesmeden yönü bu kez anavatandan çok uzaklarda bulunan Güney Amerika’ya çevrildi ve 29 Haziran 1949’da memuriyetinin en uzun yıllarını geçireceği Rio de Janeiro Büyükelçiliği’ne tayin edildi.[24]

            Bu son görevinde iken 1957’in 13 Temmuzunda yaş haddinden emekliye ayrıldı. Emekli olduktan sonra İstanbul’da yaşayan Fuad Bey, Cumhuriyet, Dünya gibi tirajı yüksek ulusal ga­zetelerde, Hayat Tarih Mecmuası, Tarih Dünyası vb. gibi geniş okur kitlesine sahip büyük dergilerde çeşitli yazılar yazdı.[25]

            Kırk yıla aşkın bir süre devletin çeşitli kademelerinde yoğun mesai harcayan Fuad Bey, 9 Nisan 1972’de İstanbul’da vefat etti. Sevenlerinin omuzlarında Rumeli Hisarı’ndaki Aşiyan Mezarlığı’nda toprağa verilen Fuad Bey, çok iyi Fransızca, Arapça, İtalyanca ve Çerkezce (Adige-Abhaz) bilirdi. Millî Mücadele yıllarında gösterdiği fedakârca hizmetlerinden dolayı TBMM Genel Kurulu’nun 17 Ocak 1925 tarihli kararı gereğince Kırmızı-Yeşil şeritli İstiklâl Madalyası ile ödüllendirilmişti.

***

[1] Türk Parlamento Tarihi Araştırma Grubu’nun dosyasında, kendisine ait vukuatlı nüfus kayıt örneği ile nüfus cüzdan örneği bulunmasına karşın, MERNİS’ten nüfus kaydına ulaşılamamıştır. Soyadının, vukuatlı nüfus kayıt örneğinde “Çarım”, nüfus cüzdanı örneğinde ise “Carım” olarak geçtiği görülmüştür.

[2] Râşid Efendi ve Zeyneb Hanım’ın diğer evlatları Halid Bey, bir süre Fransa ve İsviçre'de yaşamış fakat genç yaşlarda hayatını kaybetmiştir. “Figaro” gazetesinde ve başyazarı olduğu "Le Levant" da yazılar yazmış, "La Pensee Turque" dergisini yayınlamış bir gazeteciydi. Halid Bey’in eşi Polonyalıydı. Küçük yaşta babalarını kaybeden çevirmen ve yazar Nimet Arzık Hanımefendiyi ve eski Vatikan Büyükelçisi Taha Carım’ı amcaları Fuad Carım büyütmüştür.

[3] Fahri Çöker; Türk Parlamento Tarihi Millî Mücadele ve T.B.M.M. I. Dönem, 1919 -1923, Türkiye Büyük Millet Meclisi Vakfı Yayınları No.: 6, TBMM Basımevi Müdürlüğü, Ankara 1995, s.542-543.

[4] Yayın Koor. Feridun Keşir ve diğerleri; TBMM Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü Yayınları No: 1 TBMM Albümü (1920 - 2010) TBMM Genel Sekreterliği Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü, Ankara Nisan 2010, s.36.

[5] Tarık Zafer Tunaya; Türkiye’de Siyasal Partiler, Cilt II, Hürriyet Vakfı Yayınları 2. Baskı, İstanbul 1986, s.607-609.

6] TİTE Arşivi, K:24, G:34 B:34-1,3.

[7] Mehmet Aldan, Ulusal Kurtuluşumuzda Atatürk Yolunda Yöneticiler, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara 2001, s.493-500-502.

[8] Çağatay Benhür; "1920'li Yıllarda Türk-Sovyet İlişkileri: Kronolojik Bir Çalışma" Türkiyat Araştırmaları Dergisi (Konya: Selçuk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü), 2008, s.277-309

[9] Nazım Hikmet’in, “Oyunlarım Üstüne” başlığıyla Nisan 1962’de Moskova’da kaleme aldığı yazı, yaklaşık 14 yıl sonra Bilgesu Eranus tarafından Ekim 1976’da Türk Tiyatrosu Dergisi’nde yayınlanır. Hikmet yazısında Fuad Bey ile olan dostluk bağını okuyucularına aktarmıştır. Ayrıca Eranus’un bahse konu yazının içeriğine eklediği dipnotlar bize Fuad Bey’in evliliği hakkında kayda değer bilgiler sunmuştur.

“…İstanbul’daki prömiyeri MHAT’in bir aktrisiyle seyretmiştik. Adını hatırlamıyorum. Yirmi yıllarında Moskova’daki Türk Elçiliği Başkâtibi olan Fuat Carım Beyle evlenip Türkiye’ye gelmiş. Sonra otuz yıllarında sanırsam bir rolü oynamak için bir kaç zamanlığına Moskova’ya döndü. Gözümün önüne uzunca boylu zayıfça ve çok kocaman kara gözlü, güzelliği acayip ve çok akıllı bir genç kadın geliyor. Yazık, adını hatırlayamıyorum. MHAT’a telefon edip öğrenmeli. Piyesi de oynanışını da pek beğendiydi. Hiç unutmam: Bunu Rusçaya çevirip Moskova’ya MHAT’a yollayın, dediydi. Aklıma birdenbire ne geldi bakin: Bir gün Fuat Bey’in köşkünde bahçede oturuyorduk. Fuad Bey, karısı ve beş altı yaşındaki oğulları. Oğlan bahçedeki bir çukuru koşa koşa atlamaya çalıştı bir iki kere, ama her keresinde çukurun başında irkilip durdu. Anası oğlanın yanına gitti. Atla, dedi. Mademki atlamak istedin, geri dönmek olmaz.

Oğlan: 
-Korkuyorum anne, dedi. 
Ana:
- Korkaklık kadar ayıp şey yok bu dünyada, dedi. Atla. Atlayamazsan düşersin çukura, canın yanar, zarar yok, bir kere daha atlamaya çalışırsın Atla... 

Ve oğlan atladı çukura…”

Yay.: Bilgesu Eranus, İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatrosu Türk Tiyatrosu Dergisi, Ekim-Aralık 1976, Sayı: 0422, s.11-12. /

Eranus’un verdiği 22. dipnot şu şekildedir: “MHAT’a telefon etmeye lüzum kalmadı, çünkü bu yazı çıktıktan iki gün sonra, MHAT’ın baş aktörlerinden biri olan Vasili Toporkof’tan Nâzım Hikmet’e mektup geldi. Toporkof, yazıda söz edilen aktrisin Suhaçeva Yelena Georgiyevna olduğunu açıkladı.”

[10] BCA, 30.18.1.2/ 1.6.3.

[11] Hür Adam: 1928 ile 1931 arasında Fuad Carım ve İsmail Suphi Soysallı tarafından İstanbul'da çıkmış günlük siyasî ve edebî gazetedir.

[12] Telif Eserleri: Cezayir’de Türk’ler: Oruç Reis-Barbaros Hayreddin Paşa-Hasan Ağa-Veli Dede-Barbaros Hasan Paşa-Aydın Reis-Salih Paşa-Uluç Ali Paşa, Sanat Basımevi, İstanbul 1962/ Tarih’in Türk’e Yüklediği Çetin Görev (Müslümanlığı ve Müslümanları Koruma): Haçlı Seferler, Katalan’ların Saldırışı, Türkler ve Türkopl’ler, Bahar Basımevi, İstanbul 1965/Ufuk Yayınları, İstanbul 1999/ Türklerin Denizciliği: Oruç Reis ve Garp Ocakları, Hint Denizlerinde Türk - Portekiz Elleşmeleri, Berksoy Matbaası, İstanbul 1965/ İşlenmemiş Konular,  İstanbul Mat bası, İstanbul 1966/ Güncel Yayıncılık, İstanbul 1996/ Venezuella’lı General Miranda’nın Türkiye’ye Dair Hatıratı, Berksoy Matbaası, İstanbul 1965/ Cümle Yayınları, İstanbul 2015/ Marco Polo ve İbn-i Batuta, İstanbul Matbaası, İstanbul 1966/ Latin Amerika ( Görüp İzlediklerimiz ): Cilt: 1, Keşfe Dair ve Kolomb, İnka ve Maya Medeniyetleri, Amazonas - General Rondon, Köklü Bir İsyan Canudos, İstanbul Matbaası, İstanbul 1968/ Latin Amerika ( Görüp İzlediklerimiz ) : Cilt: 2, Brezilya, Bororo’lar ve Caraja’lar, İki Büyük Adam, Rio-Guatemala, Panama Skandalı, İstanbul Matbaası, İstanbul 1968/ Yer Yüzünün En Büyük Devletlerinden Birini Kuran Berber İmparatoru İstanbul Matbaası, , İstanbul 1966/ Dedikodulu Seyahat, Akşam Matbaası, İstanbul 1930. Tercüme Eserleri: İtalyanca'dan Luigi Pirandello'nun "Size Öyle Geliyorsa Öyledir”, "Evvelki Gibi- Evvelkinden İyi”, “Aptal” adlı komedilerini, Fransızca'dan Cristobal de Villalon’un Kanunî Devri’nde İstanbul,  Vladimir Poz­ner'in "Sovyetlereli(URSS)" adlı eserlerini de Türkçe çevireleri yayınlanmıştır.

[13] BCA, 30.11.1.0/ 120.12.18.

[14] Birgül Ayman Güler (Editör) ve diğerleri; Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Araştırma ve Uygulama Merkezi Türkiye Cumhuriyeti İdare Tarihi Araştırması(TİDATA), Açıklamalı Yönetim Zaman Dizini 1940 – 1949, Ankara Aralık 2018, s.253.

[15] BCA, 30.11.1.0/ 179.35.26.

[16] BCA, 30.18.1.2/ 108.21.17.

[17] BCA, 30.11.1.0/ 174.10.15.

[18] BCA, 30.11.1.0/ 180.3.6.

[19] BCA, 30.11.1.0/ 193.23.15.

[20] BCA, 30.18.1.2/ 116.41.20.

[21] BCA, 30.18.1.2/ 116.42.15.

[22] BCA, 30.18.1.2/ 118.81.2.

[23] BCA, 30.18.1.2/ 118.81.3.

[24] BCA, 30.18.1.2/ 119.52.18.

Paylaşınız:

Selim Yapıcı

Selim Yapıcı

1987 yılında Erzurum’da doğdu. İlk ve ortaöğrenimini burada tamamladıktan sonra yükseköğrenimini için girdiği Atatürk Üniversitesi Bilgisayar Teknolojileri ve Programlama Bölümü’nden 2007 yılında mezun oldu.Cahil cesareti ile öğrencilik yıllarında amatör olarak kâğıda düşürdüğü harflerden bozma yazıları çeşitli dergilerin sayfalarında yer buldu. Hamın pişme sürecini uzun süre kovalayan Yapıcı’nın en nihayetinde Tercüme-i hâl,Teracim-i Ahvâl, Tabakat, Biyografi, Portre, Yaşam Öyküsü vb. gibi gelenekten geleceğe uzanan başlıklar altında kaleme aldığı onlarca yazısı ve kitab/kitabiyat konulu birkaç makalesi hatırı sayılır dergilerde yayınlandı.2016 yılında Atatürk Üniversitesi tarafından basılan ilk kitap(çık) çalışması ‘Abdürrezzak Galip Kemali Söylemezoğlu’ ile kaleminin cidal devrini yaşayan Yapıcı, halen Atatürk Üniversitesi uhdesinde çalışmaktadır.Yirmi yıldır kitapçılara ve hassaten sahaflara uğrayan Yapıcı, hayatını iki yıl önce yaptığı evliliğiyle taçlandırmaya devam etmektedir.

 

 

 

Diğer Yazıları

YORUMLAR

  1. beral madra
    20 Ocak 2019 Pazar

    Bugün Fuat Carım hakkında yazdığınız biyografiyi okudum. Biyografi doğru bilgileri içeriyor; ancak şunu eklemek isterim: Fuat Carımın Suhaçeva Yelena Georgiyevnadan oğlu Yük. Mımar M. Tank Canm Moskovada doğduğu yıl olan 1923ten ölünceye dek (1997) mimarlığımızla birlikte resim sanatımıza da sürekli katktda bulundu. Babası diplomat olarak görevliyken yüksek öğrenimini, Paris Üniversitesinde de Şehircilik Enstitüsünde bitirdi. -1960- 1970 yıllannda İstanbul Nâzım Plan Bürosunda görev yapan Canm, bir süre Marmara Planiama Dairesini de yönetti. Askerliğini Türkiyede yaptı; Fransız eşiyle 1963den sonra Türkiyede yaşadı.

YORUM YAZIN