AYRI(LI)K

 AYRI(LI)K

Kafalarına vurarak toprağın altına soktuklarım, inadıma inadıma gözümün önündeler. Bu çiçeklere nasıl sabrediyor acaba annem yıllarca. Ben bir ayda şizofrene bağladım. Ne kadar ayrık otu varsa çiçeğin etrafına üşüşmüş resmen. Sinirlerim bozuluyor onları görünce. Koparıp atsam daha da azıtıyor, toprağa sokuştursam her gece tekrar pırtlıyorlar. Sanki hepsi toprağın altında, kimsenin görmediği o kuytuda birleşiyor. İstenmeyen ot burnunun dibinde bitermiş ya benim de her gece gözümün önünde…

**

“Yine ayrılamıyorsun bakıyorum da camın önünden.”

“Sormaaaa, sabah toprağa gömdüklerim yine gözümün önündeler.”

“Abartıyorsun sanki artık Su.”

“Senden bunu anlamanı beklemiyorum zaten Osman. Sen kendi ayrık otlarından kurtul önce, sonra gel bana laf söyle.”

“Meseleyi buraya nasıl çektin gerçekten inanılmaz bir kadınsın. Şu çiçek eve girdiğinden beri daha da tuhaflaşmaya başladın zaten. Tahammül edemiyorum artık şu çiçeğe de, otlarına da, laf sokmalarına da... Annene geri mi veriyorsun ne yapıyorsun bilmem ama hemen yap!”

“On yıldır evliyiz ve her şeyine göz yumdum, her şeyine… Bir çiçek mi fazla geldi?”

“Mesele sadece çiçek değil Su.  O ve etrafındaki otların seni soktuğu durum...”

“Ha sen beni düşünüyorsun! Pardon.”

“Gece gece tadımızı bozmak için yeterince çabaladın bence. Yatıyorum ben artık.”

“Yat yat. Hatta git Nergis’e. Onda kal bu gece.”

“Su, yeter artık sus!”

“Ne yeter ya ne yeter! Söyle o, sözde yardımcına gece gece mesajlar atmasın, uyuyamıyorum! Hatta işte dediğim gibi sen de git onda kal gelme bir daha, uyuyamıyorum!”

 “Ne alıp veremediğin var şu kızla? Anlattım sana elli kere.  Yeter ama!”

“Belki de adı ‘Nergis’ olduğu içindir. Sana göre taktım ya kafayı çiçeklere!”

“Su beni çıldırtma! İstemediğim şeyler yaptırma bana!”

“Böyle bardakları paramparça ederek rahatlıyor musun?”

“Bana başka çare bırakmıyorsun. Anlattım sana sende kabul ettin. Sen uzun süre hastanedeydin, beni yanında istemedin hatırla. Açtırma tekrar ağzımı. Ben ne yapsaydım ha ne yapsaydım! Erkeğim bir yerde bende. Bıktım şu laf sokmalarından, imalarından… Kabul etmeseydin o zaman!”

“Bırak artık şu bardakları! Evde bardak bırakmadın…”

“Sol rafta daha çok bardak var!”

“Defol git bu evden defooooll! Görmek istemiyorum seni bu evde. Nergis mi papatya mı ne koklayacaksan git onu kokla! Git!”

“Gidiyorum zaten ne halin varsa gör. Al, bu gece de bu kırıklarla oyalan!"

**

Osman kapıyı çarpıp çıktı.
Aah! Elime bir cam battı.
Cama koştum.
Bir ayrık otu daha mı çıkmıştı gözümün önünde ne? 

Özge Özkan

Fotoğraf : Gülcan Aksu                                                                 

Paylaşınız:

Özge Özkan

Özge Özkan

25 Ocakta Tarsus’ta doğdu. Mersin Üniversitesi mütercim-tercümanlık bölümünde öğrenimine devam ediyor. Yayınevlerine Almanca ve İngilizceden kitap çevirileri yaparak, aynı zamanda serbest editör olarak yaşamını sürdürüyor. Pati Öyküleri adlı öykü derlemesinde de bir öyküsüyle yer aldı. İngilizceden  Kakuzo Okakura, Almancadan Hebel ve Goethe çevirileri var.

Diğer Yazıları

YORUM YAZIN