BİR BARBARIN GÜNLÜĞÜ-1

BİR BARBARIN GÜNLÜĞÜ-1

Mordehay! Acının sokaklarında yürüyorum. Ayaklarım kanıyor yürüdükçe. Dilimde eski bir şarkı, dudaklarımda kendini bile ısıtmaktan üşenen sigaram... Gülten Akın’ın dediği gibi ‘acıyla dağlanarak’ yürüyorum.

Bir gün bu şehirde bir adam kendini astı, diyerek sağa sola koşup yaşadıkları dehşeti diğer insanlarında ürkek yüreklerine sokmaya çalışan insanların hatrına yaşıyorum.

Mordehay! Ben aşkın elinde pespaye olmuş bir adamım. Kendimi arzuların keskin dişleri arasında parçalatan uslanmaz bir hayvanım, yabaniyim, barbarım.

Ben gün görmemiş hayallerin peşinde koşan arsız bir maceraperestim.

Mordehay! Sen düş görmezlerin tanrısı olmalısın. Sen incinen kalplerin huzursuz annesi... Sen gecelerin karasında yıldızları yakıp sabahlara kadar ümitsiz kalpleri yatıştıran o sımsıcak nefessin. Sen benim kalbimde ıslanan yağmursun. Karlar sende erir. Güneş sende doğar. Sende yanar umutların en çılgın ve en kızıl ateşi. Ve benim ellerim tutuşturur seni. Seni besler, seni büyütür ve sana taşır yakacağın tüm arzuları.

Mordehay! Neredesin? Beni arzunun kasıklarında alevlenen bir gülün ürperişine bırakıp giden sen değil misin? Benim sancılarımı elinde tutup bana gösterdiğin merhemle kandıran sen değil misin? Ben bu çağa yanılgı olarak gelmişsem ve kendi kutsallarımı yıkıp senin ayetlerinin zembiliyle bu dünyaya inmişsem, bunun sorumlusu sen değil misin?

Mordehay! Seni severken küçüğüm hep. Un ufak, paramparça, yerle yeksan. Evimin duvarlarına çarpıp duran şu çığlıklarımı duymuyor musun? Bak yüzümden düşen şu jilet bileklerime göz dikmiş, görmüyor musun? Daha ne kadar zevk alacaksın beni böyle görmekten? Ayakkabı ipleriyle kendini asan o bahtsız mahkumlara özendiğim şu intihar fikri seni hiç korkutmuyor mu? Bakma bana öyle, bakma! Ağzını burnunu dağıtırım senin. Yakarım bir sigara, yakarım bir tutam saç. Ayinime başlar, tütsülediğim yalnızlığımla seni siktir ederim hayatımdan. Bakma bana öyle dedim sana haysiyetsiz piç.

Sanane lan sanane! Seviyorum lan seviyorum. Acı benim değil mi, keder benim değil mi? Sanane şerefsiz köpek. Böyle de yaşayabilirim ben. O benim her şeyim. Ben onda yaşadım kendimi. Etimi parçalattım onun soluklarıyla. Yaktım kendimi onun koynunda. Ben oyum. Onun beni terk edişiyim. Ona rağmen oyum. O benim her şeyim. Her şeye karşı ben oyum. Bakma utanıyorum Mordehay!

Kendimi onun yüzünde bir ter damlacığı olarak hayal ettiğim şu günlerde, damarlarımdaki kanı bile bile kurutuyorum. İçimi onun hayaliyle doldurup kendimi mumyalıyorum. En sonunda ben o olacağım. O benim o olduğumdan habersiz olsa da kendimi en sonunda onun hayaliyle doldurup evimin bir köşesine koyup öylece çürümeyi bekleyeceğim. Ama sen katil Mordehay, ama sen! Susmuyorsun.  Bir dakika olsun rahat bırak beni, sadece bir dakika.

Mordehay! Seni dinleyemeyeceğim. Seni dinlemeyeceğim. Ona gideceğim. Gidip: “Vallahi geberiyorum ben sana.  Sensiz ben bir hiçim. Ne olur geri dön.” Deyip dizlerine kapanacağım. Sen ne dersen de. Benim gerçeğimin hayali o. Ben bunca zaman onun için yaşadım. Ona rağmen onun için yaşadım. Yatağımda hala onun kahkahalarının kokusu var çünkü. Yanaklarına oyduğu çukurlarda beni yaşattığını biliyorum onun. Bırak artık beni, ben ona gideceğim.

Mordehay! Özür dilerim kırdım seni sanırım ve ve hala onu seviyorum. Fakat bu şehirde kalmamın tüm biletleri tükenmiş. Anladım.

Mordehay! Sen de gel hadi benimle. Gidip başka bir şehirde artık ümit etmemenin o huzurlu sakinliğine içelim. Bir şehir seç, bir ömür. Gidip orada ölelim, o ömrü tüketelim.

 

                                                                                                              Lilyhammer’dan sevgilerimle....

 

Paylaşınız:

Adnan Sayım

Adnan Sayım

Erzurum'da doğdu. Alnıma İnen Satırlar adlı bir şiir kitabı ve Geceleri Ölmek adlı bir hikaye kitabı var. Hala yaşıyor...

Diğer Yazıları

YORUM YAZIN